Tatili birkaç gün uzatmak isteyen öğrenci, öğretmene telefon açmış:
- Hocam, bizim oğlan hasta, birkaç gün okula gelemeyecek!
Öğretmen öğrencisini sesinden tanımış, sormuş:
- Ben kiminle konuşuyorum?
- Babamla!...
***
Okullar tatile girerken, öğrenci karnesini almış, notlar berbat!...
Annesine telefon etmiş:
-Anne, babamı hazırla!
Annesi yanıt vermiş:
- Baban hazır, sen kendini hazırla!
***
Ödev yapan çocuk, maç izleyen babasına sormuş:
- Baba, bir çemberin alanı nasıl bulunur?
Televizyondan başını kaldıran baba, oğluna bakmış:
- Kim soruyor?
- Öğretmen!
Baba düşünceli:
- Allah Allah! demiş, bunu bizede sormuşlardı, hala bulamamışlar mı?
***
Okullar açılınca yıl sonu tatil ödevini yapmayan öğrenciye öğretmeni sormuş:
- Evladım ödevini neden yapmadan geldin?
Öğrenci:
- Yapacaktım ama babamın işi çıktı son on gündür babam evde yok!
***
Oğlu Süleyman Nazif’e sormuş:
- Baba sen mi iyi Fransızca biliyorsun, yoksa Voltaire mi?
Süleyman Nazif düşünmüş; “Ben!” dese, şüphe yaratacak. “Voltaire!” dese, çocuk, “babam doğru-dürüst Fransızca bilmiyor!” diyecek…
Çareyi şöyle bulmuş:
- Voltaire, Fransızcayı benden iyi bilir ama Türkçede benim elime su bile dökemez!
***
Öğrenci okuldan çıkıp eve giderken, önünden geçtiği pastanenin camekanında bir yazı görmüş:
“Siz yiyin- için parasını torununuz ödesin!”
Öğrenci, “Oh!.. Ne ala!” deyip girmiş içeri. Afiyetle yemiş –içmiş. Çıkarken garson yolunu kesip, faturayı göstermiş.
Öğrenci itiraz etmiş:
- Ben yiyip-içeceğim, faturayı torunum ödeyecekti ?
Garson yanıt vermiş:
- Tamam efendim, yine öğle… Bu dedenizin faturası!
***
Öğrenci sınıfta konuyu bilse de, bilmese de parmak kaldırıyormuş.
Öğretmen kızmış:
- Bilmeden neden parmak kaldırıyorsun?
- Büyüklerimi örnek alıyorum öğretmenim!
- Nasıl yani
- şöyle… Mecliste milletvekillerimiz, her zaman bilerek mi parmak kaldırıyorlar.